DEMOKRASİ ADINA

30/3/2007 - Günaydın

 

AÇI

Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL

 

 

AVRUPA Birliği rüyasından yeni uyananlara, günaydın.

Başlangıçta o rüyayı hep birlikte görmüştük. Çağdaşlık hedeflerine yönelik olarak akılcılık üzerine kurulu Kemalist Cumhuriyet, elbet Avrupalı olmak isteyecekti. Zaten Tanzimat'tan beri Tatlısu Frenklerinin yaşamına imrenen, alafrangalığa özenen Türklerin yüzleri hep Batı'ya dönük olmuştu.

Avrupa Konseyi'nin neredeyse kurucularından biri sayılabilecek olan Türkiye, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'ne imza atmakla Avrupa'nın değerlerini benimsemiş değil miydi? Ayrıca, bütün bunların başlangıcında Soğuk Savaş yılları vardı. Sovyetler'e karşı Avrupa'ya kalkanlık edenlerin en önemlilerinden biri de Türkiye'ydi.

Sağlam ve özverili ordusuyla.

Şimdiki Avrupa Birliği'nin pek istemediği, ağırlığından rahatsız olduğu ve bu ağırlığın tam üyelik önünde, tıpkı Kemalizm gibi, en önemli engellerden biri olduğunu ileri sürdüğü.

Sanki tam üye yapmak istermiş gibi.

Hep birlikte yanıldığımız nokta buydu. 1963 Ankara Antlaşması imzalanırken ortaklığın tam üyelikle sonuçlanacağını sanmıştık. Amaçlarının kendi lehlerine bir Gümrük Birliği'ne varmak olduğunu sezemeyerek.

O gaflettir ki, Türkiye'yi AB'ye üyelik sürecinden gelip geçmiş bütün devletler arasında tam üyeliği kesinleşmeden Gümrük Birliği'ni tamamlayan tek devlet durumuna düşürmüştür. Bu tamamlayışın tam üyelik yolunu hemen açacağını söyleyen, bu aldanışla Güney Kıbrıs'ın tam üyelik sürecinin başlatılmasına göz kırpan, "Bir yıla varmaz tam üyeyiz!" diye halka bayram ettiren sözde devlet adamları hâlâ aramızdadır.

Tam üyelik ne demek; iki yıl sonrasında 1997 Lüksemburg Doruk Toplantısı'nda "Siz aday bile değilsiniz!" demişlerdi.

Niyetin bozuk olduğunu hiç değilse o aşamada anlamak gerekmez miydi?

Ozamandan beri imalar, ertelemeler, hatta doğrudan doğruya "ucu açık görüşme" ve "ayrıcalıklı ortaklık" gibi çok âşikâr sözler hiç eksik olmadı ve AB Türkler için tam üyeliğin hayal olduğunu belli etmek için her şeyi yaptı.

Süreci kesinkes kesmek dışında.

Çünkü, sürecin sürmesi, AKP iktidarı gibi, Brüksel'deki yöneticilerin de işine gelmekteydi. İki taraf da, karşılıklı olarak gerçekleştirmek istedikleri amaçlar için bu süreçten yararlanmaktaydı.

Nihayet, ellinci yıl törenlerine bile çağrılmayan Sayın Başbakan, geçen gün patladı ve grup toplantısında "Almayacaksanız açık söyleyin de bilelim" gibi bir şeyler söyledi.

Ama onlar yine de "günaydın" demeyeceklerdir. Akşam olup hava kararıncaya kadar.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

demokrasi adına bir şeyler ortaya koyabilmek için herkesin fikrini ortaya atacağı,tartışılacağı,yorumlanacağı bir blog olsun istedik ve bu blog kurulurken bir çok arkadaşın fikrine baş vurulup olumlu görüşleri alındı...saygılar

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

darkangel
babilsurgunu
kardanhasan
marypoppins
edessa
oya
E.YÜKSEL ÜSTÜNER
ujni40
sabahyildizi
asimavi
astroakademi
hazanmevsimi
kelimeizi
petunya
hakan1
polyanna
bethesna62
sanart50
mehmet5572
benturuncuyum
Kâmuran Esen
nanick
merduranli
gazikemal
belginguven
canandansiirler
yildizlarvegece
sunlight
atestenkalbe
musateker
spil
pirosuskun
protezbacaklikarinca
dengbej36
gurbet955
ngenc
kurdawari
savra
mayinhatti
alevidostlar
manisaemek
magicdesignhayaleturet
sosialist
diyaradar
menengic
uyanartik
Ahmet İNCE
baskinorangonulluleri
kuriszeynep